Depresyon

Çocuk ve Ergenlerde Depresif Bozukluk

Depresif bozukluklar çocukluğun ve ergenliğin tüm yaş gruplarında görülebilir, ancak yaş arttıkça görülme sıklığı da artar. Son yapılan çalışmalarda çocuk ve ergenlerin yaklaşık %20’sinde bir ruhsal bozukluk geliştiği ve bunların en sık görülenlerinden birisinin de depresif bozukluk olduğu saptanmıştır.
Depresif bozukluk, mutsuzluk, ilgi kaybı, günlük aktivitelerden keyif alamama, huzursuzluk, irritabilite, enerji azalması, konsantrasyon güçlüğü, iştah ve uyku değişiklikleri,bedensel yakınmalar(karın ağrısı, baş ağrısı, çarpıntı, terleme,…), aile ve arkadaş ilişkilerinde bozulma, okul başarısında düşme ve sosyal geri çekilme gibi bulgularla karakterize epizodik bir ruhsal bozukluktur. Bu bulguların hepsinin bir arada bulunma şartı yoktur. Bu bulgular çocuk ve ergenin yaşına, cinsiyetine, eğitimine ve kültürel özelliklerine göre farklılıklar gösterebilir. Mesela küçük çocuklarda depresifbozukluk, işitsel halüsinasyonlar ve hayali oyun arkadaşları ile oynama, içe çekilme şeklinde görülebilirken, daha büyük çocuklarda bu bulguların yerini yaşamdan zevk alamama, ümitsizlik duyguları ve intihar düşünceleri  alır. 
Çalışmalarda depresif bozukluk, okul öncesi çocuklarda yaklaşık %1-2 oranında, okul çağındaki çocuklarda yaklaşık %2-3 oranında, ergenlerde de yaklaşık %5-10 oranında görüldüğü bulunmuştur. Çocukluk çağında kızlarda ve erkeklerde aynı sıklıkta görülen depresif bozukluk, ergenlik döneminde erkeklerde kızlara göre yaklaşık 2 kat daha sık görülmektedir. Yapılan bir meta-analiz çalışmasında da 13 yaştan sonra depresif bozukluk sıklığının anlamlı bir artış gösterdiği bildirilmiştir.

Bipolar (İkiuçlu) Bozukluk

Bipolar I bozukluk ya yalnız mani dönemi  ya da mani ve çökkünlük (depresif) dönemleri geçiren hastalar için kullanılmakta olan ifadedir. Bir başka adı da manik-depresif bozukluktur. Hastalığın seyrinde yalnızca mani dönemleri ya da mani ve çökkünlük dönemleri görülüyorsa bu bozukluk iki uçlu duygu-durum bozukluğudur.Bazen yineleyen mani dönemleri  olmasına rağmen çökkünlük dönemi görülmeyebilir.Bu durumda da hastalığın ismi bipolar bozukluktur.

Bipolar II ise tekrarlayan çökkünlük dönemleri arasında zaman zaman hipomani dönemlerinin yaşandığı bir duygudurum bozukluğudur.

Hızlı döngülü bipolar bozukluk ise bir yıl içinde en az dört duygudurum (mani/hipomani ve çökkünlük ) geçirilmesi olarak isimlendirilir.

Burada mani dönemi olarak adlandırdığımız dönem depresif dönemin tam tersine aşırı neşeli, bazen öfkeli, coşkulu bir duygudurum içinde düşünce , konuşma ,hareketlilikte artış, özgüvenin artması, aşırı güçlü hissetme, kendini üstün görme, genel bir duygusal kabarma, taşkınlık, coşma ile giden bir duygu-durum bozukluğudur.

Major Depresyon (Çökkünlük)

Depresyonu, ya da daha Türkçe ifadeyle çökkünlüğü, çeşitli tanımlamalar olmakla beraber kişinin sosyal hayatını ve günlük işlerini yapmasını engelleyen mutsuz ve ümitsiz olma hali olarak tanımlayabiliriz.

Günümüz dünyasında, yaşamda büyük kolaylıklar yaşıyor olsak da mutsuzluk ve ümitsizlik hali giderek yaygınlaşmakta, dolayısıyla insanlar depresyona girdiğini zannetmekte ve sürekli bundan bahsetmektedir. Fakat aslında üzüntü, keder, ümitsizlik hayatın içinden duygulardır. Depresyonu asıl depresyon yapan ise bu duyguların ne kadar sürdüğü, ve kişinin günlük hayatını ne kadar etkilediğidir.

Major Depresyonun yaşam boyu ortaya çıkma olasılığı kadınlar için yaklaşık %20, erkekler için yaklaşık %10 civarındadır. Toplumda ise kadınların yaklaşık %6'sı, erkeklerin ise yaklaşık %3'ü depresyon hastalığına yakalanmıştır.

Bulimia Nervoza

Anoreksiya nevroza gibi son zamanlarda adını daha sık duymaya başladığımız hastalıklardan birisi bulimiya nervoza. Kelime anlamına bakacak olursa bous (öküz) ve limos (açlık) sözcüklerinden türetilmiş. Yani “bir öküzü yiyebilecek kadar büyük bir açlık” veya “bir öküz kadar yiyebilmek” anlamına gelen patolojik bir iştahı tarifler1. İlk kez 1979 yılında Russell tarafından, tıkınırcasına yeme ile sonuçlanan güçlü ve karşı konulamaz aşırı yeme krizleri, ardından gelen kusma veya telafi davranışları ve altta yatan aşırı şişmanlıktan korkma olarak tariflenmiştir. Yeterli sayıda olmamasına karşın yapılan araştırmalarda, yaşam boyu yaygınlığı kadınlarda yaklaşık %1.5 ve erkeklerde %0.5 olarak bildirilmiştir. Anoreksiya nervozada da olduğu gibi kadınlarda erkeklere oranla 10 kat fazla görülmektedir. Başlangıç yaşı genellikle geç ergenlik veya erken erişkinliktedir.

Anoreksiya Nervoza

Psikiyatrinin acillerinden: Anoreksiya Nervoza

Teknolojinin gelişmesi ve bilgiye ulaşmanın kolaylaşması ile anoreksiya nervoza toplumumuz tarafından daha çok duyulan ve bilinmeye başlanan yeme bozukluğu hastalıklarından birisidir. Oysa ki anoreksiya nervoza sanıldığı gibi modern çağda ortaya çıkan bir rahatsızlık değildir. Bilinen en eski anoreksiya nervoza olgularından birisinin 13.yüzyılda yaşamış İskoç kraliçesi Mary Stewart olduğu bilinmektedir. Peki o zaman nedir bu anoreksiya nevroza? Anoreksiya nevrozanın temel özellikleri bireyin olağan sayılan en az vücut ağırlığına sahip olmayı reddetmesi, kilo almaktan aşırı korkması ve vücut biçimi ya da boyutunu algılamada belirgin bozukluk sergilemesi olarak özetlenebilir.

Yakın zamanda yapılan yaygınlık çalışmalarında anoreksiya nevroza sıklığının her 100.000 kişide 20.2 yani genel toplumda %0.02 sıklığında görüldüğü belirlenmiştir. Bu rahatsızlık kadınlarda erkeklere oranla 10-20 kat daha sıklıkta görülmektedir. Hastalık istisnalar haricinde genellikle kadınlarda, ergenlik ve genç erişkinlik döneminde başlar.