Bu kısımda anahtar kelimelere göre konulara ulaşmanız mümkün olacak. Şu an veritabanımızı henüz oluşturmadığımız için anahtar kelimelere ulaşamamaktasınız.

  • Depresyon ölçekleri

  • Beck

Major Depresyon (Çökkünlük)


Depresyonu, ya da daha Türkçe ifadeyle çökkünlüğü, çeşitli tanımlamalar olmakla beraber kişinin sosyal hayatını ve günlük işlerini yapmasını engelleyen mutsuz ve ümitsiz olma hali olarak tanımlayabiliriz.

Günümüz dünyasında, yaşamda büyük kolaylıklar yaşıyor olsak da mutsuzluk ve ümitsizlik hali giderek yaygınlaşmakta, dolayısıyla insanlar depresyona girdiğini zannetmekte ve sürekli bundan bahsetmektedir. Fakat aslında üzüntü, keder, ümitsizlik hayatın içinden duygulardır. Depresyonu asıl depresyon yapan ise bu duyguların ne kadar sürdüğü, ve kişinin günlük hayatını ne kadar etkilediğidir.

Major Depresyonun yaşam boyu ortaya çıkma olasılığı kadınlar için yaklaşık %20, erkekler için yaklaşık %10 civarındadır. Toplumda ise kadınların yaklaşık %6'sı, erkeklerin ise yaklaşık %3'ü depresyon hastalığına yakalanmıştır.


Belirtiler


Depresyonun alttipine ve kişiye göre değişmekle beraber, başlıca belirtileri şunlardır.
-Çökkün Duygudurum
-İsteksizlik ve eskiden zevk aldığı işlerden keyif alamamama (anhedoni)
-Çabuk yorulma,enerji azlığı (anerji)
-Dikkati odaklamakta zorluklar, dalgınlık, hafızada ve hatırlamada güçlükler
-Yetersizlik, değersizlik, suçluluk düşünceleri, özsaygıda azalma
-Uyku sorunları ya da aşırı uyuma
-İştah ve kilo değişiklikleri
-Ölüm ve intihar düşünceleri
-Psikomotor yavaşlama (Düşünce hızı ve hareketlerde yavaşlık)

Bunlar dışında bazı somatik (vücutla ilgili) ve psikotik (yersiz şüpheler, işitsel ya da görsel halüsinasyonlar, vb...) görülebilir.


Riskler ve Sebepleri


A)Psikososyal (Ruhsal - Toplumsal) Nedenler

Ekonomik sorunlar, aile ve iş yaşamındaki çatışmalar, sevgi nesnesinin kaybı, beden sağlığının bozulması, benliği sarsan onur kırıcı durumlarla karşılaşmak depresyonun ortaya çıkmasında ya da sürmesinde etkili olabilir. Fakat bunların hiçbirisi özgül sebepler değildir. Bütün insanlar bunları yaşarken herkeste depresyon ortaya çıkmaz.

Psikolojik açıdan çökkünlüğe zemin hazırlayan en önemli sebep bebeklik ve çocukluk döneminde uzun süreli anne-babadan uzak kalma durumudur. Bu tür ayrı kalmaların birazdan bahsedeceğimiz hipotalamus - hipofiz ve böbreküstü bezi sisteminin aşırı çalışmasına ve yanlış düzenlenmesine neden olduğu düşünülebilir.

Hastalık Öncesi Kişilik

Depresyona yatkınlık yaratan başlıca kişilik özellikleri;
-Aşırı sorumluluk duyma eğilimi,
-Bağımlılık (yakınlarına aşırı bağlı olma),
-Narsisizim (özseverlik),
-Titizlik ve
-Kolay suçlanma eğilimidir.

Depresyonda Psikanalitik Görüş

Psikanalitik görüşe göre, depresif kişi ilişkilerinde karşıt iki duyguyu aynı anda yaşar(Ambivalans). Sevgi bilinç düzeyinde iken, nefret bilinç dışıdır. İçe atılmış sevgi nesnesinin gerçek ya da bir duruma bağlı sembolik kaybı, bilinçdışındaki bu ikili duyguları uyandırır. Katı süperegodan dolayı, kin ve nefret duyguları kişinin kendisine yönelir. Yönelen kin ve nefret kişinin özsaygısını düşürür, kendini suçlu ve değersiz görmesine neden olur.

Yine ego psikolojisinde depresyon, kişinin ilkel benliğine ait dürtüleri bastırmak için geliştirdiği ego ideallerine herhangi bir engelleyici durum nedeniyle artık ulaşamayacağı duygusunu geliştirmesi, ve buna bağlı olarak özsaygıda azalmayla sonuçlanan durum olarak ifade edilir.

Depresyonda Bilişsel-Davranışçı Görüş

Kişinin çocukluktan süregelen süregelen otomatik düşünceleri nedeniyle, kişi yaşam olayları karşısında olumsuz ve karamsar senaryolar yazar. Bu olumsuz düşüncelerin bilişsel süreçlerdeki temel özellikleri şunlardır:
-Keyfi çıkarsama: Yeterli kanıt olmaksızın sonuç çıkarmak (Uğursuz nesnelere inanıp başa gelen kötü şeyleri ona bağlama)
-Seçici soyutlama: Bir ayrıntıya odaklanıp bütünü göz ardı etme (Dalgınlıkla selam vermeyen eski bir dostun artık sevmediğine inanma)
-Aşırı genelleme: Tek bir olaydan genellemeye gitme (Tüm erkekler/kadınlar aldatır)
-Olumluyu azımsama, olumsuzu abartma: Olayların önemini çarpıtma (Tüm sınavları)
-Kişiselleştirme: Kendisi ile bağlantılı olmayan olayları kendisine yönelik değerlendirme.
-Ya hep ya hiç tarzı düşünme: Bütün yaşantıları karşıt iki kategoride toplama


B) Biyolojik Nedenler ve Nöroanatomik Mekanizma


Hastalık kalıtımsal olarak karmaşık özellikler gösterir. Belli bir modaliteye uymaz. Fakat birinci derece akrabalarında yineleyici depresyon olan kişiler nüfusun geneline göre 2-3 kat fazla risk altındadır. Genetik geçiş açısından BDNF, MAO-A, COMT ve hTPH2 gibi genler bulunmaktadır.

Bu genler serotonin sistemi ile ilişkili genlerdir. Zaten hastalığın biyokimyasal mekanizması monoamin hipotezi ile açıklanmıştır. Bu hipoteze göre depresyonda serotonin salgılayan sinirlerin faaliyetinde azalma olur. Depresyonun şiddeti arttıkça dopamin ve noradrenalin salgılayan sinirlerde de fonksiyon değişiklikleri başlar.

Bu değişiklikler ise yukarda da belirttiğimiz gibi Hipotalamus-Hipofiz ve Böbreküstü bezinin çocukluk çağı ayrılıkları nedeniyle yanlış gelişmesi sonucu oluşur. Bu sistemdeki değişim 1980'li yıllardan itibaren Deksametazon supresyon testi ile ölçülmeye çalışılmış, fakat araştırmalarda kullanımı dışında depresyon tanısında kullanıma girmemiştir.

Nöroanatomik Değişiklikler

Hastalığın bir sonucu olarak hipotalamus hacmi azalır. Ayrıca ön singulat, dorsolateral korteks gibi birçok alan etkilenir. Bu etkilenmeler tedavi ile tekrar düzelir.


Tanısı


Kişi iki hafta boyunca, en az biri çökkün duygudurum ya da isteksizlik ve zevk alamama olmak üzere yukarıda saydığımız 9 belirtiden 5 ini yaşıyor olması gerekir. Bu belirtiler kişinin günlük hayatını ve işlevselliğini belirgin biçimde düşürmüştür.

Belirtileri puanlama ve takip açısından Hamilton ve Beck Depresyon ölçekleri ya da MADRS (Montgomery–Åsberg Depression Rating Scale) kullanılabilir.


Alttipleri


Çeşitli sınıflandırmalar olsa da başlıca alttipleri şunlardır :
-Psikotik Özellikli Major Depresyon: Depresyon belirtilerine ek olarak sanrı ve varsanılar (halüsinasyonlar) mevcuttur.
-Melankolik Özellikli Major Depresyon: Depresyon ağırdır, Zevk alamama, sabah erken kalkma ve sabah kendini daha kötü hissetme, psikomotor yavaşlama, iştahsızlık ve suçluluk belirgindir.
-Atipik Özellikli Major Depresyon: İştahsızlık ve uykusuzluk yerine aşırı uyuma ve iştah artışı temel özelliğidir. Anksiyete bozukluğu eşlik edebilir. Hastalar reddedilmeye duyarlıdır. Monoamin oksidaz inhibitörlerine daha iyi yanıt verirler.
-Postpartum Depresyon: Doğumdan sonraki 4 hafta içinde yaşanan depresyondur. Bipolar Tip 2 açısından risk taşırlar.


Ayırıcı Tanısı


Her şeyden önce benzer şikayetlere neden olabilecek tıbbi hastalıklar akla gelmelidir. Bunların en başında anemi (kansızlık), tiroid hastalıkları ve vitamin eksiklikleridir. Özellikle kış mevsiminde güneşe az çıkılması nedeniyle D vitamini eksikliği sık görülür. B12 düzeyleri kontrol edilebilir. Tek başına sebep olmasalar bile tedaviye yanıtı etkilediklerinden muhakkak tedavi edilmelidirler. Ayrıca başka hastalıklara bağlı kullanılan ilaçlar da depresyon belirtilerine benzer şikayetler, hatta depresyon oluşturabilirler. Kortikosteroidler, antihipertansiflerden rezerpin ve metildopa bu açıdan dikkat edilmesi gereken ilaçlardır.

Psikiyatrik hastalıklardan da şizofreninin başlangıç dönemleriyle, bipolar bozukluğun depresif dönemiyle, şizoaffektif bozuklukla ve madde kullanımına bağlı belirtilerle ayırıcı tanısı muhakkak yapılmalıdır.


Tedavisi


Tedavideki en önemli noktalardan biri intihar riskidir. İntihar risk değerlendirmesi iyi yapılmalı, gerekirse yatarak tedavi düşünülmeli, hızlı etkinlik açısından somatik tedaviler, özellikle de EKT tercih edilmelidir.

Farmakoterapi (İlaç tedavisi)

İlaçlardan ilk tercih SSRI grubu ilaçlardan biridir. Yan etki azlığı ve kullanım kolaylığı açısından ilk tercihtir. Hastanın belirti durumu ve ektanılara dikkat edilerek herhangi biri seçilebilir.

Tedaviye 4-6 hafta içinde yanıt alınamazsa STAR-D çalışmasından da faydalanılarak değişik güçlendirmeler ve değişiklikler yapılabilir. Güçlendirmede antipsikotikler ve benzodiazepinler de kullanılabilir. Yineleyici depresyonlarda Lityum denenebilir.

Psikoterapi

Psikanalitik yönelimli, destekleyici ve bilişsel davranışcı tedavinin üçü de tercih edilebilir. İlaçlarla kombine edilmesi daha da etkili olabilir. Psikanalitik terapi ve destekleyici terapi daha çok içgörü kazandırıp bilinçdışı çatışmaları düzeltmeyi amaçlarken, bilişsel davranışçı tedavi otomatik düşüncelerin değiştirilmesini amaçlar.

Somatik tedaviler

İntihar riski olan, yemeyen, içmeyen, ağır psikomotor retardasyonu olan hastalarda EKT etkilidir. 8-11 seansta yanıt alınır. Ekt dışında transkraniyal manyetik uyarım, ışıkla tedavi (fototerapi) ve uyku yoksunluğu tedavileri denenebilir.


Hastalığın Seyri


Doğru ve zamanında ilaç kullanımı ve kontrol ya da terapi görüşmelerinin aksatılmaması, tedaviye yanıt da en önemli belirleyicilerdir. Bunlar dışında olumlu gidiş göstergeleri ;
-Hastalık öncesi ilgi ve uğraşların yeterli oluşu,
-Olumlu aile, iş ve uğraşı alanları,
-Tedaviye erken başlama,
-Hastalık dönemlerinin seyrek, iyilik dönemlerinin uzun oluşu,
-Çökkünlük dönemlerinin kısa oluşudur.

Olumsuz gidiş göstergeleri ise;
-Kişilik bozukluğunun olması,
-İleri yaş,
-Alkol-Madde kullanımı,
-Ektanıların olması,
-Ağır ve sürekli olumsuz çevre,
-Psikotik özelliklerin olması,
-Sık yinelemedir.

Depresyonda yeterli doz ve sürede antidepresan kullanımı, özellikle terapi ile kombinasyonu büyük oranda nükslerinde önüne geçer. Fakat hastalığın tekrar etme riski de maalesef mevcuttur.


Dr. Talat SARIKAVAK


Kaynaklar

1Ruh Sağlığı ve Bozuklukları I, Orhan ÖZTÜRK

2Temel Psikiyatri, Ertuğrul KÖROĞLU

3Depresyon Sağaltım Kılavuzu, TPD Yayınları

Not: Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. Eğer hastalık şüphesi duyuyorsanız en yakın ruh sağlığı birimine ya da sağlık kuruluşuna başvurun.




  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16