Bu kısımda anahtar kelimelere göre konulara ulaşmanız mümkün olacak. Şu an veritabanımızı henüz oluşturmadığımız için anahtar kelimelere ulaşamamaktasınız.

  • Depresyon ölçekleri

  • Beck

Obsesif-Kompulsif Bozukluk


Obsesyonlar (takıntı, saplantı, vesvese) yineleyici, istemdışı, sıkıntı verici ve genellikle kişinin benliğine aykırı (ego distonik) olduğu için kişinin zihninden uzaklaştırmak istediği fakat bir türlü uzaklaştıramadığı (aksine zihnini daha da sık meşgul eder) her türlü düşünce, düşlem veya dürtülere denir.

Kompulsiyonlar (zorlantı) ise obsesyonların yarattığı sıkıntı hissini gidermek için yapılan her türlü eylem veya düşünceye denir.

Obsesif-kompulsif bozukluğun yaygınlığı önceki yıllarda yapılan çalışmalarda daha düşük saptanmışken, günümüzde son yapılan çalışmalarda ömür boyu prevelansının %1-2 arasında olduğu gösterilmiştir. En çok görülen psikiyatrik rahatsızlıklar içinde 4. sıradadır. Genellikle başlangıç yaşı ergenlik ve genç erişkinlik dönemindedir (en sık 20 yaş civarı). Genç hastaların çoğunluğu erkektir. Bozukluk 40 yaşından sonra nadiren başlar. Eğer ileri yaşta bu bozukluk saptanırsa öncelikle organik nedenlerin dışlanması gerekir.


Belirtileri


Bir kişide obsesif-kompulsif bozukluk tanısı koyabilmek için obsesyon ve/veya kompulsiyonların olmasının yanı sıra bu bozukluk yüzünden kişinin gününün önemli bir kısmını harcaması gerekmekte, bozukluğun işlevselliğini (sosyal,mesleki gibi) önemli ölçüde bozması gerekmektedir. Örneğin bulaş obsesyonu ve temizlik kompulsiyonu olan bir hasta gününün çok önemli bir kısmını temizliğe ayırabilir. Öyle ki bu yüzden çocukları ve eşi ile ilgilenemeyebilir, çalışıyorsa işe gidemeyebilir veya hasta olacağı korkusu yüzünden evinden dışarı çıkamayabilir. Tabi ki örnekleri çoğaltabiliriz. Kirli olduğunu düşündüğü yerlere dokununca el yıkama kompulsiyonu olan bir hastamın gününün 8 saatini sadece el yıkamaya ayırması, cinsel ve dinsel içerikli obsesyonları olan hastaların yoğun bir sıkıntı hissi yaşaması, bu düşüncelerin kendisinin suçuymuş gibi düşünüp yoğun bir öfke, suçluluk hissetmeleri gibi


Riskler ve sebepleri


Psikanalitik Kurama göre

Psikanalitik döneme göre çocukluk çağında (ödipal dönem) çözülmemiş sorunlardan köken alan anksiyete, bu hastalığın dinamiğinde önemli rol oynar.

Bilişsel Davranışçı Kurama göre

Bu kurama göre obsesyonlar koşullanmış uyaranlardır ve bir süre sonra anksiyete oluştururlar. Kompulsiyonlar ise bu anksiyeteyi gidericidir ve hasta kompulsiyon yaparak rahatladığı için bunları sürdürmeye devam eder.

Nörotransmitterler

Beyinde serotonin hormonu düzenlenmesinde bozukluk olduğu gösterilmiştir

Genetik

Genetik faktörler obsesif-kompulsif bozukluk etyolojisinde önemli rol oynamaktadır. Tek yumurta ikizlerinde hastalık oranı çift yumurta ikizlerine göre daha yüksek bulunmuştur. Obsesif-kompulsif bozukluklu bireylerin ailelerinde hastalık riski artmıştır.

Enfeksiyonlar

Çocukluk çağında geçirilmiş olan beta hemolitik streptokoklar risk faktörü olarak gösterilmiştir.

Nörogörüntüleme

Yapılan çalışmalarda anterior cingulat korteksin, orbitofrontal korteks ve caudat nukleusun obsesif-kompulsif bozuklukta önemli rol oynadığı gösterilmiştir.

İlaçlar

Yapılan son çalışmalarda kullanılan bazı ilaçların da obsesif-kompulsif bozukluğa yol açtığı kanıtlanmıştır. Örneğin yeni kuşak antipsikotik ilaçlar, antiepileptik ilaçlar (örn. levetirasetam), steroid türevi ilaçlar gibi.


Tanısı


DSM-5’e göre1 obsesif-kompulsif bozukluğun tanı kriterleri şunlardır;
A- Takıntıların (obsesyonların), zorlantıların (kompulsiyonların) ya da her ikisinin birlikte varlığı:
Takıntılar (obsesyonlar) (1) ve (2) ile tanımlanır:
1- Kimi zaman zorla veya istenmeden geliyor gibi yaşanan, çoğu kişide belirgin bir kaygı ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, itkiler ya da imgeler.
2- Kişi, bu düşüncelere, itkilere veya imgelere aldırmamaya ya da bunları baskılamaya çalışır ya da bunları başka bir düşünce ya da eylemle yüksüzleştirme (bir zorlantıyı yerine getirerek) girişimlerinde bulunur.
Zorlantılar (kompulsiyonlar) (1) ve (2) ile tanımlanır:
1- Kişinin takıntısına tepki olarak ya da katı bir biçimde uyulması gereken kurallara göre yapmaya zorlanmış gibi hissettiği yinelemeli davranışlar (örn. el yıkama, düzenleme, denetleyip durma) ya da zihinsel eylemler (örn. dinsel değeri olan sözler söyleme, sayı sayma, sözcükleri sessiz bir biçimde yineleme).
2- Bu davranışlar ya da zihinsel eylemler yaşanan kaygı ve sıkıntıdan korunma ya da bunları azaltma ya da korkulan bir olay ya da durumdan sakınma amacı ile yapılır, ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler, yüksüzleştireceği ya da korunulacağı tasarlanan durumlarla gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da aşırı bir düzeydedir.
B- Takıntılar ya da zorlantılar kişinin zamanını alır (örn. günde bir saatten çok zamanını alır) ya da klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
C- Takıntı-zorlantı belirtileri, bir maddenin (kötüye kullanılabilen bir madde, bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun fizyolojisi ile ilgili etkilerine bağlanamaz.
D- Bu bozukluk, başka bir ruhsal bozukluğun belirtileri ile daha iyi açıklanamaz.


Alt tipleri


1. Yıkayıcı–temizleyici tip
2. Kontrolcü tip
3. Toplayıcı- biriktirici tip
4. Düzenleyici-sıralayıcı tip
5. Tekrarlayıcı tip
6. Düşünce takıntıları , saf obsesyonların olduğu tip

En sık görülen obsesyon tipi bulaşma obsesyonu (%32) iken bunu saldırganlık (16), dinsel obsesyonlar (%6), bedensel obsesyonlar(%6), cinsel obsesyonlar (%5) ve diğer obsesyon tipleri izler.

En sık görülen kompulsiyon tipi ise kontrol (%28) kompulsiyonudur. Bunu yıkama temizleme (%26), zihinsel tekrarlamalar (%11), tekrarlama (%11) ve diğer kompulsiyon tipleri izler.


Ayırıcı tanısı


1- Depresyon
2- Şizofreni: Özellikle hastalığın başlangıcı veya erken döneminde veyahut şizofreni hastalığının kendi doğasında var olan obsesyon ve kompulsiyonların psikiyatrist tarafından iyi ayırt edilmesi gerekmektedir.
3- Yaygın Anksiyete Bozukluğu
4- Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu
5- Gilles de la Tourette Sendromu: Bu sendrom çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkar. Motor ve vokal tiklerle karakterizedir. Hastalığın seyrinde obsesyon ve kompulsiyonlar ortaya çıkabilir. Bu sendromu olan kişilerin anne ve babasında obsesif-kompulsif bozukluk görülme riski genle topluma göre artmıştır.
6- Obsesif-kompulsif bozukluk spektrumu hastalıklar

Bu hastalıklardan bir kaçı şunlardır:
Beden dismorfik bozukluğu,
Patolojik kumar oynama,
Saç-deri yolma bozukluğu gibi


Tedavisi


Diğer psikiyatrik rahatsızlıklarda da olduğu gibi ilaç tedavisi veya psikoterapinin etkinliği gösterilmiştir. Tedaviden fayda görmeyen olgularda cerrahi girişimler ve EKT (halk arasında elektrik tedavisi) denenmektedir.

İlaç Tedavisi

İlaç tedavisinde en etkili olduğu gösterilen ilaç trisiklik antidepresanlar grubundan klomipramin iken, günümüzde yan etkileri de düşünüldüğünde ilk sırada SSRI grubu ilaçlar yer alır. Tedavide istenilen etki elde edilemediğinde antipsikotikler, antiepileptikler, anksiyolitikler gibi ilaç grupları da tedaviye eklenebilir.

Psikoterapi

1- Psikanalitik Terapi
2- Bilişsel Davranışçı Terapi


Seyri


Obsesif-kompulsif bozukluk gerek hastayı gerekse de hasta yakınlarını oldukça etkileyen ve rahatsız eden bir rahatsızlık olmasına rağmen tedavisinde gerek ilaç tedavisiyle gerekse psikoterapi yöntemleri ile yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. İlaç tedavisi alan hastaların %60-70’inde yaklaşık 2-3 aylık bir süreçte belirtilerde %30’dan fazla azalma ortaya çıkar. Bu fayda ilaç kullanılmaya devam edildiği sürece devam etmektedir. Terapi yöntemleri ve kombine tedavi ile bu oranlar daha da yükselmektedir. En önemli nokta hasta-hekim işbirliği ve tedavi ne kontrollerin aksatılmadan zamanında gerçekleştirilmesidir.


Dr. Fikret Poyraz ÇÖKMÜŞ


1) Amerikan Psikiyatri Birliği (2013) Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı(DSM 5) (Çev. ed: E. Köroğlu) Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2014

Not: Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. Eğer hastalık şüphesi duyuyorsanız en yakın ruh sağlığı birimine ya da sağlık kuruluşuna başvurun.




  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16