Bu kısımda anahtar kelimelere göre konulara ulaşmanız mümkün olacak. Şu an veritabanımızı henüz oluşturmadığımız için anahtar kelimelere ulaşamamaktasınız.

  • Depresyon ölçekleri

  • Beck
2015-08-14 17:28:49

DOKTORLARA KARŞI ÖFKEMİZİN NEDENİ


DOKTORLARA KARŞI ÖFKEMİZİN NEDENİ
Bir önceki yazımızda (http://www.psikiyatristim.org/makale.php?a=14) doktorlara karşı neden öfkeli olabileceğimizi sormuş, sizden gelecek her türlü yorumları beklediğimizi yazmıştım. Gelen yorumlarınız için teşekkür eder, son yıllarda gittikçe artan öfke ve şiddetin nedenlerini maddeler halinde kendimce yazacağım.

1. Bilinçaltını (bilinçdışı)eminim ki hepiniz duymuşsunuzdur. Sigmund Freud’un da tanımladığı gibi dürtü kuramına göre bilinçdışımızda dürtülerimiz yer almakta. Dürtülerimizi kabaca ikiye ayırabiliriz. Agresif ve libidinal dürtüler şeklinde. İyi olan her şeyi libidinal, kötü olan her şeyi ise agresif dürtüler altında sınıflandırabiliriz. Tabi ki psikolojik gelişimimizin sonucunda bu dürtülerin nesnelerinin yerini değiştirebiliyoruz, onları yüceltebiliyoruz, onlarla olgun şekillerde baş edebiliyoruz. Fakat son zamanlarda sadece doktorlara değil tüm meslek dallarına, her platformda artan şiddeti-öfkeyi gözlemlemekteyiz. Gazetelerin 3. sayfa haberleriyle her yerde karşılaşabiliyoruz(kadına şiddet, trafik kavgaları gibi). Bu da bizim toplum olarak psikolojik olarak gerilememizin- gelişmemişliğimizin göstergesi. Doktorlara artan şiddetin bir nedeninin toplum olarak öfkemizi kontrol edemememiz, bilinçdışı agresif dürtülerimizin olduğu gibi bilinçdışından bilince gelmesine bağlıyorum.

2. Hasta olduğumuzda, sevdiğimiz bir yakınımızın/arkadaşımızın rahatsızlığında nasıl hissettiğimizi bir düşünelim. Bunu bir örnekle açıklamak isterim. Gebeliği süresince üzerine titrediğiniz, doğumunu beklediğiniz, doğduktan sonra gözünüz gibi baktığınız 2 aylık bir bebeğiniz var ve ateşi 40 dereceye çıkmış. O andaki çaresizliğiniz, paniğinizi, anksiyetenizi bir hayal edin. Elinizden bir şey gelmiyor ve yapabileceğiniz tek şey bir an önce hastaneye gitmek. Diyelim ki saat akşamın onu. Hastanenin acil servisine gittiniz ve aklınızdaki tek şey bir an önce çocuğunuzla ilgilenilmesi, ateşinin düşürülmesi. Fakat gittiğinizde karşılaştığınız manzara sizin gibi sırada bekleyen bir sürü hasta ve hasta yakını. Zaten o ruh halinde içindeyken bir de sıra bekliyorsunuz. Öfkeniz, çaresizliğiniz, anksiyeteniz giderek artıyor. Tam o sırada belki aradan giren bir hasta görüyorsunuz, belki de muayene olmak için içeri girdiğinizde doktorunuz çocuğunuzla sizin ilgilenilmesini istediğiniz kadar ilgilenmiyor. Bu tablo tanıdık geldi mi. Eminim ki çoğunuz bununla karşılaşmışsınızdır. Doğal olarak da bu ortamda normalde kavga/öfke/şiddet sebebi olamayacak en ufak bir konu bile çok çabuk büyüyebilir, kavgayla/şiddetle sonuçlanabiliyor. Çoğunuz bu öykünün hasta tarafında olduğu için doktor tarafını da ben anlatayım. Orada nöbette bulunan doktor en iyi ihtimalle ayda en az 10 nöbet tutmaktadır. Sabahın 7’sinde çalışmaya başlamış, tüm gün boyunca onlarca hasta ve yakını ile görüşmüş, hocalarının vizitlerine katılmış, belki de bilemediği bir soru, unuttuğu bir tetkik için azar yemiştir. Üstüne acil nöbetinde tüm gece uyumadan sabaha kadar hasta bakacaktır ve sabah yine aynı mesaiye devam edecektir. Düşünün 36 saat hiç uyumadan sürekli çalışmak hem de çocuk hastalarla. Elbette ki her gün durmadan hasta gören, ateşi çıkan hasta gören hekim sizin çocuğunuza sizin gibi üzülemeyecek, sizin gibi hissedemeyecektir. Çünkü her hastasıyla sizin hissettiğiniz gibi hissederse (empati kurarsa) emin olun o yükü hiçbir bünye kaldıramaz. İster istemez her doktorun yaptığı bir savunmadır bu. Fakat şu da var yıllar geçtikçe doktorlar da hastalarının ne hissettiğini unutabiliyor, neden bu kadar paniklediklerini neden bu kadar gergin olduklarını unutabiliyor. Oysa ki çoğu kavga birkaç empatik sözle, empatik davranışla çok rahat önlenebilir. Sözel iletişimimiz de toplum olarak gelişmediği için sorunlarımızı ne yazık ki konuşarak aşamıyoruz.

3. Çocukken hepimize sorulmuştur. Büyüyünce ne olacaksın? Farklı yanıtlar verilmiş olmasına rağmen doktor cevabı en popüler yanıtlardan birisidir. Hele bir de bu soruyu anne-babalarınıza sorduğumuzda aldığımız yanıtların başında doktor gelir. Her anne-babanın rüyasıdır çocuğunun doktor olması ve kendisine bakması. Biraz da bu yüzden, toplum olarak bilinçdışımızda doktor olamadığımız içindir doktorlara olan öfkemizin kaynağı. Bir de doktorlar çok kazanıyor, çok zenginler gibi olan şehir efsanesi. Toplum olarak doktorları ukala, kendini beğenmiş ve çok para kazanan olarak görmekteyiz. Kendi adıma tıp fakültesine girene kadar ben de bu kanıdaydım.
Ben bir doktor olarak doktora şiddet nedenlerini kısaca yazdım. Tabi ki sizin benden tamamen zıt, ya da farklı düşünceleriniz olabilir. Yazımda belirttiğim gibi konuşarak, karşı tarafın yerine kendimizi koyarak düşünerek aşamayacağımız sorunumuz yok.

Toplumumuzun doktorun maaşı, çalışma koşulları, doktor olana kadar geçirdiği aşamalar hakkında yanlış bilgilendirildiğini/bilgilendirilmediğini düşünmekteyim. Sonuç olarak doktorluk mesleği insanlık var olduğu sürece var olacak. Hepimiz hasta olacağız ve bir şekilde doktorlarla karşılacağız. Önemli olan doktor ile hastanın birbirinin yanında olması.  Çünkü ortada bir savaş yok, düşman yok. Hasta da doktor da aynı safta yer alıyor. Yeter ki iletişimimizi doğru kuralım.

Sizin de bu konu hakkında tüm yorumlarınızı mail adresime bekliyorum. Sitemiz üzerinden mail atabileceğinizi biliyorsunuz. Gelen güzel yorumları sitemizde paylaşacağım.

Saygılarımla
     

Not: Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. Eğer hastalık şüphesi duyuyorsanız en yakın ruh sağlığı birimine ya da sağlık kuruluşuna başvurun.