Bu kısımda anahtar kelimelere göre konulara ulaşmanız mümkün olacak. Şu an veritabanımızı henüz oluşturmadığımız için anahtar kelimelere ulaşamamaktasınız.

  • Depresyon ölçekleri

  • Beck
2016-01-27 11:51:36

ERİŞKİNDE DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (I)


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sadece çocukluk dönemine özgü bir rahatsızlık değildir. Çocukluk çağında başlayan DEHB yüzde 50 oranında erişkinlik çağında devam eder. Erişkin çağında gözlenen DEHB’yi size üç yazıda anlatmayı planladık. DEHB hakkında merak ettiğiniz ne varsa bize sormaktan çekinmeyin. Biliyorsunuz sitemiz üzerinden bize soru sorabiliyorsunuz.
Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu(DEHB); dikkat süresi kısalığı/dağınıklığı, aşırı hareketlilik ve dürtüsellikle(impulsivite) seyreden, belirtileri büyük oranda hayat boyu süren nörogelişimsel bir bozukluktur (APA,2013).
DEHB, çocukluk döneminin en yaygın görülen psikiyatrik bozukluğudur.
Yakın yıllara kadar sanıldığının aksine, DEHB bir çocukluk dönemi bozukluğu olmayıp erişkinlikte de gözlenebilen, erişkin psikiyatrisini de ilgilendiren bir psikiyatrik tablodur.
Tedavi ile düzelme oranları çok yüksek olan DEHB’nin, birçok psikiyatrik hastalıkla karışabilen ve tedavi edilmediğinde çok sayıda olumsuz sonuçlara yol açabilen bir bozukluk olması nedeniyle erişkin psikiyatristleri tarafından da bilinmesi, tanınması ve tedavi edilmesi gerekmektedir.
 
Tarihçesi
Bu bozukluk ilk kez 1902 yılında Dr. George Still tarafından tanımlanmıştır. DSM-IV ile beraber günümüzde kullanılan ismini almıştır.
Peki günümüzde psikiyatrik rahatsızlıklara tanı koymak için kullandığımız DSM-5’teki tanı kriterleri neler derseniz;
A. A-1’de ve/veya A-2’de belirtilen işlevler ve gelişimi etkileyen süregiden dikkatsizlik ve/veya hiperaktivite-dürtüsellik

1) Dikkatsizlik: Aşağıda belirtilen semptomlardan 6 veya daha fazlasının gelişimsel düzeye uymayacak ve sosyal, akademik/mesleki etkinlikleri olumsuz etkileyecek biçimde en az 6 ay süre ile görülmesi.
a. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar. b. Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı oyunlarda dikkati dağılır. c. Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür. d. Çoğu zaman yönergeleri izleyemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı değildir). e. Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemede zorluk çeker. f. Çoğu zaman sürekli zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almada isteksizdir. g. Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örneğin; oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç gereçler). h. Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır. i. Günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır.
 
2. Hiperaktivite ve Dürtüsellik: Aşağıda belirtilen semptomlardan 6 veya daha fazlasının gelişimsel düzeye uymayacak ve sosyal, akademik/mesleki etkinlikleri olumsuz etkileyecek biçimde en az 6 ay süre ile görülmesi.

HİPERAKTİVİTE: a. Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
b. Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
c. Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir).
d. Çoğu zaman sakin bir biçimde boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.
e. Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor takılmış gibidir.
f. Çoğu zaman aşırı konuşur.

DÜRTÜSELLİK:
g. Çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabı yapıştırır. h. Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.
i. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.

B. Bozulmaya yol açmış olan bazı hiperaktif-dürtüsel semptomlar ya da dikkatsizlik semptomları 12 yaşından önce de vardır.
C. İki ya da daha fazla ortamda semptomlardan kaynaklanan bir bozulma vardır [örneğin; okulda (ya da işte) ve evde].
D. Toplumsal, okul ya da mesleki işlevsellikte klinik açıdan belirgin bir bozulma olduğunun açık kanıtları bulunmalıdır.
E. Bu semptomlar sadece şizofreni ya da diğer bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örneğin; duygudurum bozukluğu, anksiyete bozukluğu, dissosiyatif bozukluk ya da kişilik bozukluğu).
 
EPİDEMİYOLOJİ
 
Yapılan pek çok çalışma çocuk ve ergenlerde DEHB oranının %3-13 arasında olduğunu bildirmiştir.
Epidemiyolojik araştırmalarda DEHB’nin erkeklerde kızlara oranla 2-3 kat daha sık görüldüğü tespit edilmiş (klinikte bu oran 2-9 kat).
Yetişkinlerde yapılan çalışmalarda ise bu oranın ortalama %3,4 olduğu bildirilmiştir.(Lara 2009)
Yapılan epidemiyolojik çalışmalarda DEHB alt tipleri arasında dikkat eksikliği alt tipinin en sık görülen alt tip olduğu ve onu takiben bileşik tip ve en son hiperaktivite-dürtüsellik alt tipinin görüldüğü tespit edilmiştir (Willcutt 2012).
 
ETYOLOJİ
 
DEHB, etiyolojisi tam olarak bilinmeyen ve patofizyolojisiyle ilişkili çok sayıda inceleme ve kuramın olduğu bir bozukluktur.
GENETİK FAKTÖRLER
NÖROKİMYASAL FAKTÖRLER (DOPAMİN,NORADRENALİN)
ELEKTROFİZYOLOJİ ÇALIŞMALARI
NÖROGÖRÜNTÜLEME BULGULARI
NÖROPSİKOLOJİK KURAMLAR
ÇEVRESEL ETMENLER

DEHB’nin etyopatogenezinde temel sebebin genetik olduğuna dair kanıtlar artmaktadır.
Bu alanda yapılmış ikiz çalışmaları genetik geçişin %76 civarında etkili olduğunu bildirmektedir.
Aile çalışmaları ise DEHB’nin aynı aile bireyleri arasında, özellikle kardeşler arasında yaygın olduğunu göstermektedir.
Moleküler genetik çalışmaları dopaminerjik ve noradrenerjik sistemin işlev bozukluğuna odaklanmıştır.
Bu alanda 8 gen tanımlanmış, bu genlerden DRD4,DRD5,DAT-1, DBH, serotonin transporter enzim(5-HTT), serotonerjik reseptör, sinaptozomal-assosiated protein-25 DEHB ile istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.
5p13,6q,7p,11q,12q,17p ise DEHB ile bağlantılı bulunan diğer genlerdir.

NÖROGÖRÜNTÜLEME BULGULARI
 
MRI beyin hacminin küçüldüğünü, özellikle frontal lob, serebellum, korpus kallosum ve bazal gangliyonların aynı yaş grubundaki sağlıklı bireylerden daha küçük olduğu bildirilmiş.
SPECT DEHB olgularında prefrontal korteks kan akımının kontrollere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiş (metilfenidat tedavisinin DLPFK, kaudat ve talamustaki bölgesel kan akımını arttırdığı gösterilmiş).
FMRI DEHB’lilerde sağ dorsolateral prefrontal korteks aktivasyonunda azalma olduğunu ancak uzun süreli psikostimülan ilaçları kullanan grupta aktivasyonun normal olduğunu bildirmiştir.

ÇEVRESEL NEDENLER
 
Bu etkenler direk olarak DEHB’ye neden olmaz. Sadece genetik olarak yatkınlığı olan bireylerde riski arttırır.
Doğum öncesi (gebelikte hastalanma, alkol, sigara, ilaç kullanımı)
Doğum sırasında ( erken doğum, doğum komplikasyonları )
Doğum sonrası ( Bazı hastalıklar, kurşun gibi maddelere maruz kalma vb)
Sonuç olarak pek çok çalışma DEHB’nin çok sayıda küçük ancak güçlü genin çevresel faktörler ile etkileşimi ile ortaya çıktığını bildirmiştir (Cortese 2012).
Diğer iki yazımızda erişkin çağında görülen DEHB’nin bahsetmediğimiz diğer kısımlarından bahsedeceğiz. Bu güzel yazı dizisini yazan ergen ve çocuk psikiyatristi Dr. Masum ÖZTÜRK’e teşekkürlerimi iletiyorum.
Saygılarımla
 

Not: Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. Eğer hastalık şüphesi duyuyorsanız en yakın ruh sağlığı birimine ya da sağlık kuruluşuna başvurun.