Bu kısımda anahtar kelimelere göre konulara ulaşmanız mümkün olacak. Şu an veritabanımızı henüz oluşturmadığımız için anahtar kelimelere ulaşamamaktasınız.

  • Depresyon ölçekleri

  • Beck
2016-01-27 18:53:12

Sancılı Bir Dönem: ERGENLİK


ERGENLİK DÖNEMİ
 
Ergenlik dönemi… Gerçekten zorlu bir süreç. Hem ergen birey için hem de ailesi için. Yoğun bir çatışma ortamı. Ergenlik döneminde çoğu zaman her iki taraf da kendisinin anlaşılmadığını, karşı tarafın da haksız olduğunu düşünmektedir. Taraf diyorum çünkü anne-baba ve ergen birey sanki bir savaşta ve birbirlerine düşman. Tabi ki her zaman bu denli yoğun ve sancılı geçmeyebilir ergenlik dönemi. Ama çocuk psikiyatrisi polikliniğine anlattığım tablodan çok daha ağır ergenlik tabloları gelebiliyor. Peki gelelim asıl sorulara. Ergen kime denir, bu dönemde neden sorunlar yaşanır, bu dönem nasıl başarılı bir şekilde biter. Tüm bu soruları aşağıda yanıtlamaya çalıştım.

Yasal olarak 12 - 18 yaş arası yetişkinliğe ilk adım olarak kabul edilen ergenliğin (puberte), yapılan nöropsikiyatrik çalışmalar ile 23/24 yaşına kadar uzayabildiği görülmüştür. Psikanalitik açıdan ise maddi ve manevi olarak aileden ayrılmanın gerçekleştiği zaman olarak tanımlayan psikoterapistler mevcuttur.

Birinci ayrılma-bireyleşmesini 2-3 yaşlarında tamamlayan çocuk, ikinci ayrılma-bireyleşmesini ergenlikte tamamlar ve ergen bu dönemde ebeveynden ayrılmaya başlar, aile dışında ebeveynin başka karşılıklarını bulmaya çalışır. Bir nevi bu ayrılma, erken çocuklukta şekillenmiş ebeveyn tasarımlarının ülküleştirilmesinin bırakılması (deidealizasyon), ebeveynini geçmişte ve şimdi “otorite figürü” konumuna koymaktan da vazgeçmesi anlamına gelir. Erken çocuklukta oluşan bu ebeveyn tasarımı her şeyi yapabilen, başarabilen ve çocuğun her arzusunu yerine getiren, çocuğun yaşamının merkezinde yer alan bir ebeveyn tasarımı şeklindedir bu da çocuğu benmerkezci yapar. Ergenlikte ise bu dönem, ebeveyni yetersiz, haksız, insafsız, hayal kırıklığı yaratan bir ebeveyn tasarımı şeklinde görmeye dönüşür ve ergenler ebeveynlerini hırçın-sert bir şekilde eleştirmeye başlar. Freud, bu dönem için 'pubertal periyodda en sancılı ruhsal başarının ebeveyn otoritesinden çözülme' olduğunu ileri sürmüştür. Sonuçta ortaya çıkan bu çatışma/otoriteden çözülme bir yabancılaşmaya ve boşluk duygusuna neden olur. Bu yabancılaşma ve boşluk duygusu ergeni psişik bağımsızlığa doğru iter. Sonunda ergen, ilişki gereksinimi olan dürtülerini doyurabilmek, öz saygısını destekleyebilmek, yargılayıcı olmayan bir destek bulmak, yaşıt ve grup ilişkilerinde 'pratik yapma niteliği' kazanabilmek için arkadaşlarına yönelir. Böylece genç diğerleri ile deneyim yapmakta özgürleşir ve bağımsızlık duygusunu doldurmaya, artırmaya başlar.

Yakın ilişkiler bu zaman içinde oluşmaktadır ve sürekli bir bağlantıyı gerektirmemektedir yani genç sık sık grup değiştirmekte ve katıldığı her gruptan bir şeyler öğrenmektedir.

Yeniden yapılanma dönemi olarak da adlandırılan ergenlik döneminde, bebeklik ve çocuklukta yaşanan ve bilinçdışını oluşturan tasarımlar yeniden canlanır ve bu tasarımlar yeniden çözümlenmeye çalışılır. Mesela ergenin egosu(benliği) içinde yer alan infantil (bebeklik) biseksüel isteklerin yeniden canlanması gerçekleşir, bu isteklerin yaşıt grubuna ve hayranlık duyulan grup liderine yer değiştirmesi anksiyeteyi (kaygıyı, evhamı) ve homoseksüel bağlanma korkularını azaltır. Ergenin öğretmenlerine, spor kahramanlarına, şarkıcılara, oyunculara bakışı da böyle bir yer değiştirmedir. Bu süreç de yoğun bir ambivalansa (çifte değerlikli duygulara-değişkenlik ve zıtlıklara) yol açar. Örneğin; bir şeye karşı hem sevgi hem nefret duygusunu barındırmak, etkinlik ve edilgenliği bir arada bulundurmak, hem erkeksiliği hem de kadınsılığı yansıtmak gibi.

Ayrıca bu dönemde ergenin yaşadığı olumsuz tutum sadece düşmanlığın bir ifadesi değildir, bu egoyu (benliği) pasif bir teslimiyetten korur ve gencin bireyleşme yönünde önemli adımlar atmasını mümkün kılar.

Bu kadar ehemmiyetli bir dönemi sağlıklı bir şekilde geçiren ergen daha yapılanmış bir ego (benlik) ve süperegoya (üstbenlik) sahip olur. Burada küçük bir uyarıda bulunayım psikanalitik kuramda kullanılan ego ile halk arasında kullanılan ego birbirinden çok farklıdır. Bildiğiniz üzere biz kendini beğenmiş kişileri egosu yüksek şeklinde tarifliyoruz.

Bu çelişkili dönemi daha rahat atlatmak isteyen ebeveynler ise ünlü psikanalist ve psikoterapist Prof. Dr. Salman Akthar'ın “Hacı Yatmaz” benzetmesi gibi olmalıdır. Yani devrilmeyen, dayanıklı bir tutum sergilemeli;  ayrıca sınırları-kuralları koymayı bilmeli, cezalandırıcı olmaktansa yapıcı-destekleyici olmayı tercih etmeli ve her durumda yanlarında olabilmelilerdir.

Her türlü sorunuzu sitemiz üzerinden bu yazıyı yazan Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Yekta ÖZKAN’a iletebilirsiniz. Çok kısa zamanda Dr. Yekta Özkan’ın yeni yazıları sitemizde olacak.
Saygılarımla

Not: Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. Eğer hastalık şüphesi duyuyorsanız en yakın ruh sağlığı birimine ya da sağlık kuruluşuna başvurun.