Hayatımıza Dokunanlar : Kediler

Bugün 17 Şubat Dünya Kediler Günü. Kimimizin evinde, kimimizin bahçesinde, ama hepimizin sokağında, caddesinde, mahallesinde muhakkak var. Bazılarımız korktuğu için istemiyor. Maalesef azınlıkta bir grup ise nefret dolu ve kötü muamele yapıyor. Aslında belki de hayatlarını borçlu oldukları canlılara bu muameleyi hak görenlerin azalarak yok olmasını umut ediyorum. Peki neden mi hayatlarımızı borçluyuz, anlatayım.

Kediler yaklaşık 9000 yıl önce Bereketli Hilal’de kendilerini evcilleştirdiler. Evet yanlış okumadınız. Tam da üzerinde bulunduğumuz topraklarda. Hem de kendilerini… İnsanoğlu yerleşik hayata geçtikten sonra tahıl depolarında artan kemirgenlerle beslenmek üzere “Felis Silvestris”, yani “Afrika Yaban Kedisi” bir grup hayvan insanlara yaklaşmaya karar verdi. Yani sosyalleştiler. Niyetleri şuydu : Onlar bu kemirgenlerle beslenecekti, insanlar da tahıllarından olmayacaktı. Düşündüklerini de yaptılar. Her iki tarafında kazandığı bu anlaşmanın bir artısı da insanların salgın hastalıklardan korunması oldu. Farelerden yayılan Veba başta olmak üzere bir sürü bulaşıcı hastalığı önlediler. Bugün bilinen en ölümcül salgın 1347-1351 yılları arasındaki veba salgınıdır ve “Kara Ölüm” olarak anılır. 75 ila 200 milyon insanın öldüğü tahmin edilmektedir.

Bir insanın gerçek manada reddedilmeyi anlaması için öncelikle bir kedi tarafından görmezden gelinmesi gerekir.

Anonim

Kedilerin İnsan Sağlığına Faydaları

İnsanlığın gelişimine katkıları kadar, bireysel olarak yaşamlarımıza da katkıları azımsanamaz. Sadece kediler değil, evcil hayvan beslemek, hayvan sevgisine sahip olup hissetmek psikolojik açıdan rahatlama sağlar. 2009 da yayınlanmış bu makalede, kedi sahibi olmanın kalp krizi ve kalp damar hastalıklarından ölüm riskini azalttığı gösterilmiştir. Benzer bir çalışmada da köpek sahibi olanların da ölüm riskinin az olduğu bulunmuştur. En muhtemel sebep de kaygı ve gerginliğin azalmasıdır. Çünkü bizimle yaşamaya karar verdikten sonra kediler insanoğlunun duygularını tanımayı öğrenmiştir. Deneysel olarak da bu şu çalışmayla ispatlanmıştır.

Farklı yaşlarda farklı koruyucu etkileri de gösterilmiştir. Örneğin doğal hayatın içinde ya da çiftlikte büyümek astım ve alerjik hastalıklardan korumaktadır. Evde hayvan sahibi olmak hem çocuğa sorumluluk bilincini, hem de Hem paylaşmayı öğretir. Çocuk diğer canlılara ve çevreye saygı duyar. Yine ileri yaşta, yalnızlık duygularını azaltır. Birlikte yaşanan hayvanın rutini, kişinin de günlük rutinini belirler. Doğrudan “Terapi Hayvanı” olarak da kullanılırlar.

Yerleşik hayata geçtiğimizden beri bize yol arkadaşlığı yapan, sahip çıkan canlılara, bugün de biz sahip çıkalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.